Tüm Günahları Bağışlatmanın ve Cennete Girmenin Formülleri

Üç Kere Tövbe Eden, Artık Dilediğini Yapabilir Mi?

 

Bir rivayette bilerek ya da bilmeyerek bir günaha girip de Allah’tan af ve mağfiret dileyen bir kula Allah’ın: “Demek ki kulum (dilerse) günahını affedecek, dilerse cezalandıracak muhakkak bir Rabbi olduğunu bildi. Şu halde ben de kulumu mağfiret ettim!” diyeceği ve bu şekilde birkaç kere günaha girip af dileyen ve günahı affedilen kula sonunda Allah’ın: “Demek ki, kulum günahını affedecek veya cezalandıracak bir Rabbi olduğunu bildi, ben de üç defa kendisini af ve mağfiret ettim. Artık bu kulum dilediği işi işlesin!” diyeceği iddia edilmiştir.[1]

 

Söz konusu rivayette görüldüğü gibi, birkaç tövbeden sonra affedilen kula her istediğini yapma ve sonunda affedilme garantisi verilmiştir. Bu türden iddiaların birçok ayet ile açıkça çeliştiğini vurgulamaya bile gerek olmadığı kanaatindeyiz.

 

Birtakım formüller ile tüm günahların bağışlanması garanti edilmekte ve cennetin anahtarı daha dünyadayken insanların ellerine verilmektedir:

 

“Her kim günde 100 defa ‘Subhanallahi ve bihamdihi’ derse günahları denizköpüğü kadar hatta daha fazla da olsa bağışlanır.”[2]

“Bir kimse sevabına inanarak ve onu Allah’tan umarak ramazan orucunu tutarsa (aynı kaynaktaki bir başka rivayette de Kadir gecesini ihya ederse) bütün geçmiş günahları bağışlanmış olur.”[3]

“(Arefe günü tutulan oruç) Geçmiş ve gelecek yılın günahlarına kefaret olur.”[4]

“Bir kimse haccedip de Hac ihramında iken kadına yaklaşmaz ve günah sayılan davranışlardan uzak durursa annesinin, kendisini doğurduğu gün gibi günahsız olarak hacdan dönmüş olur.”[5]

“Kâbe’yi kim elli defa tavaf ederse günahlarından çıkar ve tıpkı annesinden doğduğu gündeki gibi olur.”[6]

“Herhangi bir Müslüman’ın cenazesinde dört kişi (devamında üç ve iki kişinin de yeterli olduğu söylenir) onun hayırlı bir insan olduğuna şahitlik ederse Allah onu cennete koyar.”[7]

“İki Müslüman karşılaştıklarında el sıkışırlarsa birbirlerinden ayrılmadan önce günahları bağışlanır.”[8]

“Günde beş vakit namaz kılan kimsenin bütün günahları silinir.”[9]

“Resulullah buyurdular ki: Kim sabah namazından çıkınca, iki rekâtlık kuşluk namazını kılıncaya kadar hayırdan başka bir şey söylemeden namaz kıldığı yerde oturur beklerse Allah onun günahlarını, denizin köpüğü kadar çok da olsa bağışlar.”[10]

“Kim akşam namazından sonra, arada hiç konuşmaksızın altı rekât namaz kılarsa bu onun için on iki yıllık ibadet yerine geçer.”[11]

“Resulullah buyurdular ki: Kim çarşıya girince ‘La ilahe illallahu vahdehu la şerike leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü yuhyi ve yümitü ve hüve hayyün la yemütü bi-yedihi’l-hayr ve hüve ala külli şey’in kadir’. (Allah’tan başka ilah yoktur, tektir, ortağı yoktur, mülk ve hamt ona aittir. Hayatı O verir, ölümü de O verir. Kendisi hayat kaynağıdır, ölümsüzdür. Hayırlar O’nun elindedir. O her şeye kadirdir) duasını okursa Allah ona bir milyon sevap yazar, bir milyon da günah affeder ve mertebesini bir milyon derece yüceltir.”[12]

“Kim on iki yıl müezzinlik yaparsa cennete girmesi kesinleşir.”[13]

“Ezan ile kamet arasında yapılan dua reddedilmez.”[14]

“Ezan esnasında yapılan dua asla reddedilmez.”[15]

“Cuma gününde bir zaman vardır ki, şayet bir Müslüman namaz kılarken o vakte rastlar da Allah’tan bir şey isterse Allah ona dileğini mutlaka verir. ”[16]

“Kim her gün yüz defa ihlas suresini okursa cennete girer.”[17]

“Kim her namazın ardından on defa Suphanallah, on defa Allahu ekber, on defa da Elhamdülillah derse mutlaka cennete girer.”[18]

“Kim Allah’ın doksan dokuz ismini ezberlerse (bir diğer rivayette sayarsa) cennete girer.”[19]

“İki serinlik namazını, sabah ve ikindiyi kılan kimse cennete girer.”[20]

“Güneş doğmadan ve batmadan önce namaz kılan bir kimse cehenneme girmeyecektir.”[21]

“Deve sağılacak kadar bir süre Allah yolunda cihat eden bir kimse, mutlaka cennete girer.”[22]

 

“Sizden önce gelip geçen inananlar gibi sıkıntı çekmeden cennete girebileceğinizi mi zannediyorsunuz? Onların başına öyle ezici sıkıntılar ve katlanılmaz darlıklar geldi ki ve öylesine sarsıldılar ki, müminlerle birlikte Elçi de: ‘Allah’ın yardımı ne zaman gelecek?’ diye feryat ediyordu. Gözünüzü açın, Allah’ın yardımı (daima) yakındır!” (Bakara Suresi 214)

 

Söz konusu rivayetler esas alındığında bunlardan birini yapanın diğerlerini yapmasına ya da başka bir şey yapmasına gerek kalmayacağı görülür. Kur’an’da bu türden iddiaları ve kısa yoldan cennete girme ya da yine kısa yoldan tümden günahları sildirme gibi formülleri görmek mümkün değildir. Bu gerçek, Allah’ın sözleri ile peygamberimize iftira atılarak üretilmiş insan ürünü sözler arasındaki farkı açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

 

[1]        Buhari, Tevhid 35; Müslim, Tevbe 29, (2758).

[2]        Buhari, Da’avat 54, Bed’ü’l-Halk 11; Müslim, Zikr 28, (2691); Tirmizi, Da’avat 61, (3464).

[3]        Buhari, İman 28, Savm 6; Müslim, Sıyam 203, Müsafirin 175.

[4]        Tirmizi, Savm 46, (749); İbn Mace, Sıyam 40, (1730); Müslim, Sıyam 196, (1162).

[5]        Buhari, Hac 4; Müslim, Hac 79; Tirmizi, Hac 2.

[6]        Tirmizi, Hacc 41, (866).

[7]        Buhari, Cenaiz, 85; Şehadet, 6; Nesaî, Cenaiz, 50.

[8]        Ebu Davud, Edeb 153, (5211, 5212); Tirmizi, İsti’zan 31, (2729).

[9]        Buhari, Mevakit 6; Müslim, Mesacid 282, (666); Tirmizi, Emsal 5, (2872); Nesai, Salat 7, (1, 231).

[10]       Ebu Davud, Salat 301, (1287)

[11]       Tirmizi, Mevakit 204; Salat 431.

[12]       Tirmizi, Da’avat 36, (3424).

[13]       İbn Mace, Ezan 5, (728).

[14]       Ebu Davud, Salat 36, (521); Tirmizi, Salat 46, (216), Da’avat 138, (3588, 3589).

[15]       Ebu Davud, Cihad 41, (2540).

[16]       Buhari, Cum’a 37, Talak 24, Daavat 61; Müslim, Müsafirin 166, 167, Cum’a 13-15; Tirmizi, Cum’a 2; Nesai, Cum’a 45; İbn Mace, İkamet 99.

[17]       Tirmizi, Fedailu’l Kur’an 11, (2897).

18]       İbn Mace, İkametu’s Salât 32, (926).

[19]       Buhari, Da’avat 68; Müslim, Zikr 5, (2677); Tirmizi, Da’avat 87, (3502).

[20]       Buhari, Mevakit 26; Müslim, Mesacid 215.

[21]       Müslim, Mesacid 213, 214; Ebu Davud, Salat 9.

[22]       Ebu Davud, Cihad 40; Tirmizi, Fezailü’l-cihad 17, 21; Nesai, Cihad 25.

 

Kaynak: Allah’a Öğretilen Din – Emre Dorman

Bir cevap yazın