Peygamberimizin Çarpıtılan Örnekliği

Peygamberimizin inananlar için güzel bir örnek olduğu Kur’an’da şu şekilde ifade edilir:

“Andolsun, sizin için, Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için Allah’ın Resulü’nde güzel bir örnek vardır.”

(Ahzab Suresi 21).

Peygamberimizin, Allah yolunda mücadelesi, kararlılığı, güvenilirliği, dosdoğru oluşu, üstün bir ahlak ile yaşaması, merhameti ve kendisine indirilen vahyi emrolunduğu gibi en güzel şekilde tebliğ etmesi, dünyevi çıkar gözetmemesi ve insanlardan bir ücret beklentisi içinde olmaması gibi birçok örnek davranışı vardır. Aynı şekilde esasen Kur’an’da anlatılan peygamberlerin hayatlarında ve kıssalarında da bizler için güzel örnekler ve ibretler bulunmaktadır. Örneğin bir ayette Hz. İbrahim ve onunla birlikte hareket eden inananlar için de aynı güzel örnek ifadesi kullanılmaktadır:

“İbrahim ve onunla birlikte olanlarda sizin için güzel bir örnek vardır…”

(Mümtehine Suresi 4).

Bu durum gayet doğaldır. Tüm peygamberler inananlar için örnektirler. Ancak onların örneklikleri din dışı kişisel tercihlerinde değil, Allah’tan almış oldukları buyrukları en güzel şekilde uygulayıp tebliğ etmek için her türlü zorluğu göze almalarındadır.

Ancak bu türden örneklikler genelde çoğu kimse tarafından gerektiği gibi dikkate alınmaz ve daha ziyade giyim şekli ve kültürel davranışları gibi dinle ilgisiz, şekilsel şeyler üzerinden bir peygamber imajı peşine düşülür. Peygamberimiz o dönemde insanlar nasıl giyiniyorlarsa haliyle öyle giyinmiştir. Uzun elbiseler giymiş, cübbe ya da sarık takmış, sakal bırakmış olabilir. Aynı rivayet kaynaklarına göre peygamberimizin karşısındaki müşrikler de sakallı, sarıklı ve cübbeliydiler. Buradan hareketle bu kıyafetlere ya da sakal bırakmaya dini bir anlam yüklenemez. Bununla birlikte anlaşılan o ki peygamberimizin kişisel giyim tercihi peygamberliğinden önce de sonra da aynı olmuştur. Çünkü kendisine gelen Kur’an vahyinde bu konuda değişiklik yapmasını gerekli kılacak bir uyarı bulunmamaktadır. Peygamberimizin Kur’an vahyine aykırı olmayan eski kültürel uygulamalarını devam ettirmiş olması muhtemeldir. Bu gayet doğal bir durumdur. Peygamberimiz Arap toplumu içinden değil de başka bir millet içinden çıkmış olsaydı haliyle o milletin kültürüne göre giyinip, o kültüre göre yiyip içecekti. Dolayısıyla içinde bulunduğu kültürün kabul ve uygulamalarından bunlara Kur’an’da bir atıf olmadıkça din devşirilemez, sevap umulamaz.

Bugün bir kişi isterse sarıklı, cübbeli, sakallı ve hatta elinde asası ile gezebilir. Bu onun kişisel tercihidir. Kimseyi ilgilendirmez. İnsanların kıyafetleri ya da tercihleri değil imanı, takvası ve zihniyeti önemlidir. Ancak bu şekilde giyinen biri böyle giyinmekle sevap alacağını ya da Müslüman’ın kıyafetinin bu olduğunu sanmamalı, kot pantolon ve tişört ile gezen birine de İslam’a aykırı bir kıyafetle geziyor diye bakmamalıdır. Farklı giyim tarzı, kendine has saç kesimi ile kimi gençler camiye gelip namazlarını kılıyorlar. Kimse kıyafetine bakılarak dindar ya da dinsiz sayılamaz. Ya da geleneksel kıyafetler içinde olan biri takva sahibi, mevcut yaygın kıyafet tarzları arasından kendine göre bir tarz benimseyen biri ise dinden uzak görülemez. Bu son derece hatalı bir yaklaşım olur. Kur’an’da elbiselerin kullanım amacı ifade edilir ve esas olanın giyinip kuşanılacak dış giysilerden çok kişinin sahip olacağı takva olduğu vurgusu yapılır:

“Ey Âdemoğulları, biz sizin çirkin yerlerinizi örtecek bir elbise ve size ‘süs kazandıracak bir giyim’ indirdik (var ettik). Takva (Allah’ın buyruklarına en güzel şekilde uyma ve sakınma) ile kuşanıp donanmak ise bu daha hayırlıdır. Bu, Allah’ın ayetlerindendir. Umulur ki öğüt alıp düşünürler.”

(A’raf Suresi 26).

 

Kaynak: Allaha Öğretilen Din

Bir cevap yazın