Peygamberimiz Postacı Mı?

Kur’an ayetleri, önceden kafada oluşturulmuş dini bilgiler olmadan dikkatli bir şekilde ve bütünsel olarak okunduğunda, din adına gerekli olan her şeyin Kur’an’da olduğunu ve gerektiği kadarıyla apaçık bir şekilde ifade edildiğini görmek mümkündür. Aynı şekilde ayetler incelendiğinde, peygamberimizin de Allah’ın vahyine göre hareket ettiği yani dini anlamda vahye uygun olmayan bir söz söylemediği ve vahiy dışında dini bir eylemde bulunmadığı görülür. Bu gerçek ifade edildiğinde maalesef kimi çevreler, peygamberimize Allah’ın ona vermiş olduğu yetkiler dışında yetkiler yükledikleri için “Siz peygamberi postacı yapıyorsunuz” demektedirler.

Oysa “Peygamberi postacı konumuna indiriyorsunuz” diyenler, farkında olmadan peygamberimizi Allah’ın konumuna yükseltip adeta dinin sahibi yapıyorlar. Yalnız Allah’a ait olan kimi özellik ve yetkileri peygamberimize veriyorlar. Bu dinin merkezinde Allah mı vardır yoksa peygamber mi? İndirilen dinin merkezinde Allah vardır. Uydurulan dinin merkezinde ise peygamberimiz üzerinden uydurulan rivayetler, mezhep imamları ve şeyhler vardır. Bu peygamber algısı, Kur’an tarafından bize bildirilen değil, insanlar tarafından uydurulan bir algıdır.

Bilindiği gibi resul yani elçi, Allah’tan aldığı mesajı ileten kişidir. Ancak Allah’ın insanlar arasından elçi olarak seçmiş olduğu kişiler sadece mesajı iletmek için gelmezler. En başta kendileri en doğru şekilde öğrenmek, uygulamak, tebliğ etmek ve en güzel şekilde örnek olmak için gelirler. Siz hiç getirdiği mektup ya da mesajın içeriği ile ilgilenen, o içerikten haberdar olan ya da o içerikten sorumlu olan bir postacı duydunuz mu? Ya mektubu getirdiği kişi ya da kişileri mektupta yazan şeyler konusunda ikna etmeye, onları bu mesaja inandırmaya çalışan, bu uğurda maddi manevi her türlü imkânını seferber ederek türlü zorluklara göğüs geren, ömrünü o mesaja adayan ve insanlar arasında mesajda yazan şeyler ile hükmeden bir postacı duydunuz mu? Şüphesiz herkes bilir ki postacılar mesajı iletir ancak mesajın ne olduğu ile ilgilenmezler. “Allah’ın Resulü’nü postacı konumuna sokuyorsunuz” diyenler ne söylediklerinin farkında değiller. Bizzat Allah tarafından yetkilendirilmiş bir postacı yoktur ama Allah’ın vahyini tebliğ etmek ve yaşayarak örnek olmak için bizzat Allah tarafından görevlendirilmiş resuller vardır.

Resuller, Allah’tan aldıkları mesajı en ufak bir eksiltme, arttırma ya da değişiklik yapmadan muhataplarına iletirler. Onlar bu güvenilirlik ve adanmışlıkları ile Allah’ın kendilerine vermiş olduğu elçilik vazifesini yerine getirirler. Oysa birçok inanan, peygamberimizin kendisine gelen vahiy üzerinde tasarrufu olduğunu, vahyin emanetçisi değil de sahibi olduğunu zannederler.

Ayrı şehirlerde yaşadığı ailesinden gelecek bir mektubun, o mektubu getiren postacı başta olmak üzere herhangi biri tarafından değiştirilmesini ya da ona müdahale edilmesini kabul etmeyecek olanlar, kendilerini yoktan yaratan Allah’tan gelen mesaja, mesajı getireni nasıl karıştırırlar? Aileden gelen mesaj, Allah’tan gelen mesajdan daha mı değerli, daha mı dokunulmaz, daha mı kutsal? Bu kişiler Allah’ı mı yoksa elçisini mi tanımıyorlar? Belli ki ikisini de gerektiği gibi tanımıyorlar. Şayet doğru bir şekilde tanısalar, bunu iddia etmenin, Allah’a da elçisine de iftira olduğunu anlarlar.

“De ki, ‘Ben size zarar verme gücüne de yarar verme gücüne de sahip değilim’. De ki: ‘Şu bir gerçek ki, ne herhangi biri beni Allah’a karşı koruyabilir, ne de ben O’nun dışında bir sığınak bulabilirim. Benim yapabileceğim sadece Allah’tan (bana vahyedilenleri) size duyurmak ve O’nun elçilik görevlerini yerine getirmektir…”

(Cin Suresi 21-23).

Kaynak : Allaha Öğretilen Din

Bir cevap yazın