Oruç Bozmanın Kefareti Nedir?

Hadis rivayetlerinde ve yaygın olarak neredeyse bütün dini içerikli kitaplarda bilerek oruç bozmanın cezasının altmış bir gün oruç tutmak olduğu iddia edilmiştir. Bu inanç halk arasında da oldukça yaygındır. Bir rivayette oruçlu olduğu halde nefsine yenilerek eşi ile birlikte olan bir adamın peygamberimize geldiği ve ne yapacağını sorduğu anlatılır. Buna göre peygamberimizin yapabileceğini söylediği şeylerden birinin iki ay üst üste oruç tutmak olduğu iddia edilmiştir.[1] Buna rağmen bir diğer rivayette ilk rivayet ile çelişecek şekilde nafile orucu tutmaya niyet eden Hz. Aişe ve Hz. Hafsa’nın, oruçlu oldukları halde kendilerine ikram edilen yemekleri bilerek yedikleri ve durumu peygamberimize bildirmeleri üzerine peygamberimizin onlara “Bunun yerine bir başka gün kaza orucu tutun!” dediği iddia edilmiştir.[2] Oruç bozmanın kefareti olarak iki ay peş peşe oruç tutulmasının söylediği ilk rivayette bu orucun Ramazan orucu olup olmadığına dair bir bilgi yoktur. Dolayısıyla iki rivayetteki oruçlu olma durumu eşittir.

Oysa Kur’an’da tutulamayan oruçların, tutulamadıkları gün sayısınca başka günlerde tutulmaları söylenmiştir:

 

“Sayılı günlerde… Sizden kim hasta ya da yolcu olursa tutmadığı sayısı kadar diğer günlerde (oruç tutar) ve (bunlar arasından) ona gücü yetenler üzerine, bir yoksulu doyuracak fidye gerekir; Kim daha fazla hayır işlerse kendisi için daha yararlı olur, ama -eğer bilirseniz- oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır. (O sayılı günler) Ramazan ayıdır ki, insanlığa rehber olan, bu rehberliğin apaçık belgelerini taşıyan ve hakkı batıldan ayıran Kur’an işte bu ayda indirilmiştir. Sizden biri bu aya ulaştığında oruç tutsun; hasta ya da yolcu olan kimse de başka günlerde kaza etsin! Allah sizin için kolaylık ister, sizi zora koşmak istemez; oruç günlerinin sayısını tamamlamanızı, sizi doğru yola ulaştırdığı için O’nu yüceltmenizi ve şükretmenizi ister.”

(Bakara Suresi 184-185).

 

Görüldüğü gibi tutulamayan gün sayısı kadar başka günlerde tutulması söylenmektedir. Yani bir günün karşılığı altmış bir gün değil sadece bir gündür.

 

Kur’an’da oruç ile ilgili ayetlere bakıldığında oruç tutulması gereken Ramazan ayının günlerinde oruçlu olma süresi içinde yemek, içmek ve cinsel ilişkide bulunmanın yasaklandığı görülmektedir. Dolayısıyla oruçlu olunması gereken süre içinde bunlardan birini yapan kişi, orucunu tamamlayamamış yani o günkü orucunu tutmamış olur. Oruç tutmanın daha hayırlı olduğunun vurgulanması, oruçlu kalınması gereken süre içinde bu yasakları ihlal etmemekte titiz olunması gerektiğini göstermektedir. Ancak bir kişi nefsine yenilerek bilerek ya da bilmeyerek de olsa orucunu tamamlayamazsa bunun cezası iki ay üst üste oruç tutmak değil, tutmadığı gün sayısınca başka günde tutmaktır. Allah, Ramazan ayını oruçlu geçirmemizi söylediğine göre hiç şüphesiz keyfi bir şekilde Ramazan günlerinin orucunu tutmayarak başka günlere ya da örneğin daha kısa günlere bırakmak mümkün değildir. Ramazan ayı içinde tutulacak oruç haklı bir gerekçe yokken bırakılarak başka günlerde kaza edilecek oruçtan çok daha hayırlı olacaktır.

 

[1]        Buhari, Savm 29, 31, Hibe 20, Nafakat 13, Edeb 68, 95, Kefaretu’l-Eyman 3, 4, Hudud 26; Müslim, Sıyam 81, (1111); Ebu Davud, Savm 37, (2390, 2391, 2392, 2393); Tirmizi, Savm 28, (724).

[2]        Ebu Davud, Savm 73, (2457); Tirmizi, Savm 36, (735).

 

Kaynak: Allah’a Öğretilen Din – Emre Dorman

Bir cevap yazın