KÖTÜLÜK PROBLEMİ VE ÖZGÜR İRADE SAVUNMASI – Nasır Öztekin

GİRİŞ

 

1. KÖTÜLÜK PROBLEMİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ

1.1. Epikuros

1.2.  David Hume

1.3. John L. Mackie

 

2. KÖTÜLÜK ÇEŞİTLERİ

2.1. Metafiziksel Kötülük

2.2. Ahlaki Kötülük

2.3. Doğal Kötülük

 

  1. KÖTÜLÜK PROBLEMİ ÇEŞİTLERİ

3.1. Varoluşsal Kötülük Problemi

3.2. Mantıksal Kötülük Problemi

3.3. Delilsel Kötülük Problemi

 

  1. ÖZGÜR İRADE SAVUNMASI

4.1. Ahlaki Kötülükler ve Özgür İrade

4.2. Doğal Kötülükler ve Özgür İrade

4.3. Ahlak Argümanlarının Kötülük Problemi ile İlişkisi

 

SONUÇ

 

KAYNAKÇA

 

 

 

 

GİRİŞ

Kötülük problemi, düşünce tarihinin en eski konularından birisidir. Bu çalışmamızda Kötülük Problemini ortaya koyup bu probleme verilen cevapları ele alacağız. Kötülük problemine verilen cevapları “savunma” ve “teodise” olarak iki gruba ayırmak mümkündür. Savunma, Tanrı ile kötülüğün aynı anda var olabileceği bir senaryo ortaya atarak Tanrı ile kötülüğün birbiri ile çelişmediği anlatılmaya çalışılmasıdır. Ortaya konan senaryo doğru olsun veya olmasın savunma geçerlidir. Nitekim savunmada amaç Tanrı ile kötülüğün aynı anda olabilirliğini göstermeye çalışmaktır. Örneğin Pembe renkli bir gezegen olamayacağı iddiası varsa bu iddiayı çürütmek için pembe renkli bir gezegenin olduğu bir gezegen çizilerek pembe renkli bir gezegenin “olabilirliği” gösterilebilir. Teodise ise Tanrının bu dünyadaki kötülüğe neden izin verdiğini makul bir şekilde açıklamaya çalışmaktır. Teodisede senaryonun mümkünlüğü şartının yanı sıra makul olması özelliği de aranmaktadır. Bu çalışmamızda ilk önce önce kötülük problemini sunup buna karşılık özgür iradesi savunmasını hem ahlaki kötülükler hem de doğal kötülükler bağlamında incelemeye çalışacağız.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KÖTÜLÜK PROBLEMİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ

Kötülük; TDK’nın sözlüğünde kelime olarak, gerekli niteliklere sahip olmayan, istenilmeyen, hoşa gitmeyen, zarar verecek olan davranış veya söz[1] gibi anlamlara gelirken, felsefi terminolojide; duyan, düşünen, hisseden varlıkların inciltilmesi[2]; anlam kazanma uğraşında yaşamın kendi kendine yönelmesi, ya da bütünüyle mekanik şeylere duyulan hayranlık[3]; yanlış yönlendirilmiş iyilik arayışı[4]; Tanrı’dan yüz çeviren iradenin ahlak bozukluğu veya iyiden yoksunluk[5]; bilgisizlik, adaletsizlik ve istenilmeyen şey[6]; yegane acı[7] ve iyinin karşıtı olan, beğenilmeyen, kınanmaya konu olan iradenin reddettiği ve kendisinden kurtulmaya çalıştığı her şey[8] olarak tanımlanmıştır.

Kötülük problemi binlerce yıldan felsefenin ve teolojinin gündeminde olmuştur. Tanrı tarafından yaratılmış olduğu kabul edilen dünyamızda varolduğu ve Tanrı’nın varoluşuna yada en azından temel özelliklerine zarar verdiği yada gölge düşürdüğü düşünülen problem olarak tanımlanabilir.[9]

Felsefe tarihine baktığımızda kötülük ve tanrı ilişkisini bir problem olarak ilk ortaya atan, kaynaklara göre Epiküros’tur (ö M.Ö. 270). Onun yazıları doğrudan elimize ulaşmasa da M.S. 4. Yüzyılda yaşamış olan bir kilise bilgini olan Lactantius, konuyla ilgili bir yazısında Epikuros’un bu problemi şu şekilde formulize etmeye çalıştığını aktarır.

“Tanrı, ya kötülükleri ortadan kaldırmak ister de kaldıramaz; veya kaldırabilir, ama kaldırmak istemez; ya da ne kaldırmak ister, ne de kaldırabilir; yahut da hem kaldırmayı ister hem de kaldırabilir. Eğer ortadan kaldırmak istiyor da kaldıramıyorsa, O her şeye kadir değildir; ki bu durum Tanrı’nın karakteriyle uyuşmaz; eğer ortadan kaldırabiliyor, fakat kaldırmak istemiyorsa, O kötü niyetlidir; ki bu da aynı şekilde Tanrı ile uyuşmaz; eğer O ne ortadan kaldırmayı istiyor, ne de kaldırabiliyorsa, hem kötü niyetlidir hem de her şeye kadir değildir; bu durumda da Tanrı değildir; eğer hem ortadan kaldırmayı istiyor, hem de kaldırabiliyorsa – ki yalnızca bu Tanrı’ya uygundur–, o zaman kötülüklerin kaynağı nedir? Ya da o kötülükleri niçin ortadan kaldırmamaktadır?”[10]

Kötülük problemi yüzyıllardır tartışılmasına rağmen onu felsefenin gündemine David Hume taşımıştır. David Hume, Din Üstüne Diyaloglar adlı eserinde Philo isimli hayali karakterin ağzıyla problemin sunuluşunu şöyle yapmıştır:

“Tanrı kötülüğü önlemek istiyor da gücü mü yetmiyor?
Öyleyse o güçsüzdür.
Yoksa gücü yetiyor da kötülüğü önlemek mi istemiyor?
Öyleyse o iyi niyetli değildir.
Hem güçlü, hem de iyi ise, bu kadar kötülük nasıl oldu da var oldu?”

Kötülük probleminin çok bilinen bir versiyonu da çağdaş filozof John L. Mackie tarafından ileri sürülmüştür.[11]

1. Tanrı vardır.

  1. Tanrı mutlak iyidir.
  2. Tanrı her şeye gücü yetendir.
  3. Kötülük vardır.

    Mackie’ye göre yukarıdaki önermelerden üçünü kabul eden birisi dördüncüsünü reddetmek zorundadır.

Yaygın kanının aksine kötülük problemi Tanrı’nın varlığına karşı değil, geleneksel teizme karşı bir argümandır. Örneğin Mackie, kötülük probleminin sadece her şeye kadir ve mutlak iyi bir Tanrıya inananlar için sorun olduğunu ve bunun bir bağdaştırma problemi olduğunu söylemiştir.  Dolayısıyla sözkonusu tanrının sıfatları olduğu için argüman ateizm lehine bir argüman değil, klasik teizm aleyhinedir.


KÖTÜLÜK ÇEŞİTLERİ

Kötülük Problemini daha iyi anlayıp analiz edebilmek için kötülüğün literatürde nasıl sınıflandırıldığını bilmek gerekir. a) Metafiziksel kötülük b) Ahlaki kötülük c) Doğal kötülük olmak üzere üç çeşit kötülük vardır.

Metafiziksel Kötülük

Metafiziksel kötülük, yaratılmışların aslındaki kusur olduğu söylenebilir. Leibniz’e göre doğal kötülük ve ahlaki kötülüğün sebebi yaratılmışlardaki metafiziksel eksiklikten kaynaklanmaktadır.[12]

Ahlaki Kötülük

İnsanın özgür iradesini kötüye kullanması sonucu ortaya çıkan hata yada günahlardır. Bencillik, kıskançlık, yalan söylemek, öldürmek gibi hatalar ahlaki kötülük olarak değerlendirilebilir.[13]

Ahlaki kötülük, özgür irade ile doğrudan ilişkilidir. Hatta bazı savunmalar ve teodiseler, ahlaki kötülüğün özgür iradenin zorunlu sonucu olduğunu söyleyerek kötülük problemini çözmeye çalışırlar.[14]

Doğal Kötülük

Literatürde bu kötülük çeşidi için fiziksel kötülük kavramı da kullanılmıştır. Tamamen insanlardan bağımsız, doğaüstü sebeplerden kaynaklanan ve meydana gelen kötülüklerdir. Sel, deprem gibi doğal felaketler bunlara örnek gösterilebilir.

 

KÖTÜLÜK PROBLEMİ ÇEŞİTLERİ

Kötülük problemine 3 farklı şekilde yaklaşılıp argümanlaştırılmaktadır.

Varoluşsal Kötülük Problemi

Evrendeki kötülüğün kaçınılmaz oluşundan dolayı teizmin ahlaki bir protesto ve başkaldırı olarak reddedilmesi gerektiğini vurgular. Kötülük problemi ile ilgili tartışmalar daha çok kötülük probleminin diğer versiyonları üzerinden yürür.

 

Mantıksal Kötülük Problemi

Klasik teist anlayışın kendi içerisinde tutarsız olduğunu ifade eden görüştür. Mantıksal kötülük problemi, teizmin rasyonel destekten yoksun olduğunu ifade etmekle kalmayıp onun irrasyonel olduğunu iddia etmektedir. Problem genellikle şu tarz bir şekilde sunulur:

  1. İyi bir Tanrı kötülüğe engel olmayı ister.
  2. Her şeye gücü yeten bir Tanrı kötülüğe engel olabilir.
  3. Ama kötülük ortadan kalkmıyor.
  4. (Sonuç) Öyleyse böyle iyi ve her şeye gücü yeten bir Tanrının olması düşünülemez.[15]

Bu argümanın Tanrının yokluğuna dair bir argüman olduğu iddiasının yanlış olduğunu söyleyebiliriz. Nitekim bir deist veya geleneksel olmayan bir teist için bu argüman geçerli olmayabilir.

Burada mantıksal bir çelişki olup olmadığını incelememiz için öncelikle çelişkinin ne olduğuna bakmamız gerekir. Çelişki, birinin olumladığını diğerinin yadsıdığı iki önermenin birbiri karşısındaki durumu yada kendisini meydana getiren iki basit önerme ile bir özellik yada yüklemin bir bireye aynı anda hem yüklenmesini hem de yüklenmemesini olumlayan birleşik önerme olarak tanımlanmaktadır.[16]

 

  1. Her şeye gücü yeten, her şeyi bilen ve iyi bir Tanrı vardır.
  2. Kötülüğün varlığı mantıksal açıdan zorunlu değildir.
  3. Kötülük vardır.
  4. Kötülüğün varlığı mantıksal açıdan zorunlu değildir.
  5. İyiliği isteyen, iyi bir Tanrı vardır.

 

Bu önermeler geleneksel teist inancın kabul ettiği önermeler. Zorunlu olarak bulunmayan kötülüğü bertaraf etme imkanı olan bir Tanrının mutlak iyi olmasının kötülüğün varlığı ile çelişkili olduğu sunulmaktadır.

 

Mantıksal kötülük problemi ile alakalı pek çok çözüm önerisi sunulmuştur. Bunlardan en çok bilineni Plantinga’nın Özgür irade savunmasını ileride inceleyeceğiz.

 

Delilsel Kötülük Problemi

 

Evrende var olan kötülüğün Tanrının yokluğunu ispatlamadığını kabul etmekle birlikte Tanrının var olma ihtimalini düşürdüğü iddia edilir. Dolayısıyla burada itiraz, teizmin kendi içinde çelişkili olduğunu değil, teizmin yanlış olma ihtimalinin teizmin doğru olma ihtimalinden daha yüksek olduğu şeklindedir.[17] (Yaran 56-57) Burada genellikle gereksiz kötülüklerin varlığının Tanrının var olma ihtimalini düşürdüğü iddia edilir.

ÖZGÜR İRADE SAVUNMASI

Özgür irade savunmasının temel amacı “Her şeyi bilen, her şeye gücü yeten ve mutlak iyi bir Tanrı vardır” önermesi ile “Kötülük vardır” önermesi arasında bir çelişki olmadığını göstermektir. Dolayısıyla özgür irade savunması hem bu özelliklere var olan bir Tanrının hem de kötülüğün varolduğu bir dünyanın mümkün olduğunu göstermeyi amaçlar.

Özgür İrade ve Ahlaki Kötülükler

Özgür irade savunmasına göre özgür iradesi olan varlıkların olduğu bir Dünya, diğer her şeyi aynı kalmak koşulu ile özgür iradesi olmayan varlıkların olduğu bir dünyadan daha değerlidir. Dolayısıyla Tanrı özgür iradeli varlıklar yaratabilir. Fakat onların ne yapacağını belirlerse özgür iradeden söz edilemez. Dolayısıyla ahlaki iyiliğe yetenekli varlıklar yaratmak için ahlaki kötülüğe yetenekli varlıklar da yaratılmalıdır. Tanrının yarattığı bu özgür iradeli varlıkların bazılarının ahlaki kötülüğe sebep olması son derece doğaldır ve ahlaki kötülüklerin kaynağıdır. Yanlışı seçen bu varlıklar Tanrının mutlak kudretine de mutlak iyiliğine de engel teşkil etmez. Çünkü Tanrı, ahlaki kötülüğü ancak ahlaki iyiliği önleyerek önleyebilirdi.

Plantinga’ya göre “Her şeyi bilen, her şeye gücü yeten ve mutlak iyi bir Tanrı vardır” önermesi ile “kötülük vardır” önermesinin çelişkili gibi görünmesinin sebebi “Tanrının ahlaki kötülük içermeden ahlaki iyilik içeren bir evren yaratamaması mümkündür” önermesinin gözardı edilmesidir. Bu önerme eklenince ortadaki çelişki ortadan kalkmaktadır.

Burada “Tanrı neden sadece özgürce iyi eylemler gerçekleştirecek bireyler yaratmadı?” sorusu da anlamsızdır. Çünkü özgürce ve sadece iyi eylemleri seçebilmek birbiri ile çelişkilidir. Eğer sadece tek bir ihtimal varsa burada özgür iradeden söz edilemez.

Doğal Kötülükler ve Özgür İrade

Ahlaki kötülükler için söylenenler yenilenerek doğal kötülükler için de söylenebilir. Her şeye gücü yeten, her şeyi bilen ve mutlak iyi bir tanrının olması ile doğal kötülüklerin olması arasında bir çelişki varmış gibi görünse de araya “Doğal kötülük, insan olmayan özgür iradeli varlıkların özgürce yaptıkları eylemlerden kaynaklanır ve dolayısıyla doğal kötülüklerin olmadığı bir dünyayı yaratmanın Tanrının mutlak kudretinde olmaması mümkündür.” Önermesi eklenerek hem ortadaki çelişki ortadan kaldırılmış olur, hem de kötülüklerin varlığının açıklaması yapılmış olur, çünkü bu önerme, kötülüğü gerektirmektedir.[18]

Kötülük Probleminin Ahlak Argümanlarıyla İlişkisi

Tanrının varlığı reddedilince iyi ve kötü kavramlarının nasıl tanımlanacağı sorunu açığa çıkmaktadır. Burada sözgelimi “elma yemek” ile “çocuklara işkence yapmak” fiillerinin arasındaki farkı nasıl ayırt edeceğimiz sorunu ortaya çıkar. Kimi teist düşünürler “kötülük vardır” önermesinin zorunlu olarak “Tanrı vardır” önermesini gerektirdiğini iddia etmişlerdir. Bunlar literatürde “ahlak delilleri” veya “aksiyolojik deliller” olarak geçer. Birçok Ahlak delili olmakla birlikte bunlardan birisi şöyledir:

  1. Nesnel aksiyolojik önermeler varsa bu önermeler ya temel yasalardır, ya da temel yasalardan çıkarsanabilirler. (Öncül: Üçüncü halin imkânsızlığı mantık yasası)
    2. Eğer Tanrı yoksa temel yasalar doğa yasalarından ibarettir. (Öncül: Doğalcılık tezi)
    3. Bütün doğa yasaları olgusaldır. (Öncül)
    4. Olgusal önermelerden aksiyolojik önermeler çıkarsanamaz. (Öncül: Hume yasası)
    Ara Sonuç: Dolayısı ile eğer Tanrı yoksa nesnel aksiyolojik önermeler yoktur. (1, 2, 3, 4’ten çıkan mantıksal sonuç)
    5. En az bir tane nesnel aksiyolojik önerme vardır. (Öncül, Ahlaki realizm)
    Sonuç: Tanrı vardır. (Ara sonuç, 5)[19]

Bu argümanların değerlendirilmesi, bu yazının konusunu aşmaktadır. Yalnız bu argümanların yaptığı varsayım “nesnel kötülük vardır” ve bu nesnel kötülüğün varlığından Tanrının varlığına geçiş yapmışlardır. Nesnel kötülüğün ve iyiliğin reddedilmesi de kötülük problemini sıkıntıya sokacaktır. Nitekim daha önce de denildiği gibi elma yemek ile çocuklara işkence yapmak arasındaki farkı rasyonel olarak kabul edebilmemiz için ahlaki realizmi kabul edip ahlaki göreceliliği reddetmemiz gerekir. Ahlaki görecelilik, kötülüğün tanımlanmasını zora sokar. Bu durum da kötülük problemini zora sokar. Nitekim Ahlaki görecelilik doğru ise “kötülük vardır” önermesini savunmak mümkün değildir.

Kötülük probleminin teizm karşıtı bir argüman olduğu iddiasının doğru olabilmesi için kötülük probleminin bütün teist paradigmalar için geçerli olması gereklidir. Eğer bir farklı teist paradigmalardan bir tanesi bile ortada bir çelişki olmadığını gösterirse problemin Tanrının yokluğu için kullanılması başarısız olmuş olacaktır. Dolayısıyla ateist filozoflar açısından kötülüğün tanımı yapılmadan kötülük problemi sunulursa basit “kötülük, iyiliğin eksikliğidir” anlayışı bile kötülük problemini çözmek için yeterli olacaktır. Eğer kötülüğün nesnel olarak var olduğu kabul edilip nesnel bir tanım yapılarak “kötülük vardır” önermesi kabul edilirse bu durumda bu yaklaşım daha önce de belirttiğimiz, Tanrının varlığı için ahlaki bir delil olarak kullanılabilecektir.

SONUÇ

İnsanlar genellikle kendilerine maddi manevi zarar veren, mutsuz eden, acı çekmelerine sebep olan şeyleri kötülük olarak adlandırırlar. Kötülük, hepimizin deneyimleyip gözlemleme fırsatı bulduğu bir fenomendir. Evrende tecrübe edilen kötülük; her şeye gücü yeten, her şeyi bilen ve mutlak iyi bir Tanrı’nın varlığı ile uzlaşabilir mi? Böyle bir Tanrı kötülüğe neden müsaade ediyor? Bu meşhur soru, kötülük problemi olarak adlandırılır. Kötülük problemi binlerce yıldan beri tartışılagelen bir konudur. Bu çalışmada öncelikle ateist filozofların kötülük problemini sunuşları gösterildi ve teist düşünürlerin kötülük problemine bakışları analiz edildi.

Kötülük Problemini tarihsel açıdan ilk kez Epikuros ortaya atmıştır, daha sonrasında David Hume tekrar felsefenin gündemine getirmiştir. John L. Mackie gibi bazı çağdaş düşünürler de bu problemi daha da derinleştirmişlerdir.

Teist düşünürlerin bu probleme getirdikleri özgür irade savunması hem ahlaki kötülükleri hem de doğal kötülükleri açıklamakla birlikte kimi teist düşünürler, kötülüğün varlığını kabul etmenin Tanrının varlığını kabul etmek ile eş değerde olduğunu belirtip bir takım ahlaki argümanlar sunmuşlardır. Çalışmamızın son bölümünde özgür irade savunmasını ve bu ahlak argümanlarından birini sunduk.

[1] Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu, s.916

[2] Jefrey B Russel, Şeytan, Antikeden İlkel Hrıstiyanlığa Kötülük, çev. Nuri Plümer, Kabalcı Yayınları, S.11.

[3] Erich From, İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri 1, çev. Şükrü Alpagut, Payel Yayınları, S.21

[4] Jefrey B Russel, Şeytan, Antikeden İlkel Hrıstiyanlığa Kötülük, Kabalcı Yayınları,  S.11

[5] Augustinus, İtiraflar, çev. Dominik Pamir, Kaknüs Yayınları, S.154.

[6] Eflatun, Tebeatetus, çev. Macit Gökberk, Milli Eğitim Basımevi, S.90.

[7] Alex Carrel, Başarının Sırları, çev. Refik Özdek, Yağmur Yayınları, S.91.

[8]Metin Özdemir, İslam Düşüncesinde Kötülük Problemi, Furkan Yayınları, s.19

[9] Ahmet Cevizci, Felsefe Sözlüğü, Say Yayınları, s. 269.

[10] Cafer Sadık Yaran, Kötülük ve Theodise, Ankara Vadi Yayınları, s. 11-12.

[11] John L. Mackie, “Kötülük ve Mutlak Kudret”, Klasik ve Çağdaş Metinlerle Din Felsefesi, çev.: Metin Yasa, Etüt Yay.

[12] Gottfried Leibniz, Thedodicee yada Tanrının Haklı Kılınması, Çev. Levent Özşar, Biblos Kitabevi

[13] Metin Yasa, Tanrı ve Kötülük, Ankara Elis Yayınları, s. 20

[14] Bunların örneğine yazımızda yer vereceğiz.

[15] Rafiz Manafov, John Hick’in Din Felsefesi’nde Kötülük Problemi, İz Yayıncılık, S. 51.

[16] Ahmet Cevizci, Felsefe Sözlüğü, Say Yayınları, S. 102.

[17] Cafer Sadık Yaran, Kötülük ve Theodise, Ankara Vadi Yayınları, S. 56-57.

[18] Plantinga, God, Freedom and Evil, S. 58

[19] Allah Felsefe ve Bilim, Ed. Caner Taslaman, Enis Doko, İstanbul Yayınevi, S. 109

Bir cevap yazın