Kadının Şahitliği

Kadının Şahitliği ve Geleneksel Tahtifat

 

İslam’ın daha önce zikredilen emirlerinin tatbik edilmemesi, misalen şura ile karar verme(şura, 38), zanna tabi olmama(yunus, 36) vs. gibi prensiplerin terk edilmesi ve zaman ile birlikte ilmin alimler sınıfının tekelinde tüm halk olması icap ederken bir meslek haline geldiği karanlık yüzyılda bilmemek normal hale getirilmesi bazı gerçeklerin üzerine perde örtmüştür. Bilgi her sahada uzmanındadır. Ancak insanlar bilgiyi uzmanından almalı, uzmanın uğraştığını uğraşmaksızın ona eşit derecede olacak kadar vakıf olmalıdır. Bu her saha için geçerli olmakla birlikte bilhassa din için zaruridir. Teknik detaylar gereksiz, işin özü esas olsa da insanlar öyle ya da böyle tembelliğe inandırılmış ve potansiyelini unutmuştur. Bunun tabii neticesi çöküş olacaktır ki, İslam alemi sermayesini harcayıp birkaç yüzyıl ayakta kalıp çökmüştür. Bu çöküşe fikri sahayı da ekleyebiliriz. Bu sebeple kuran zihninden uzaklaşılması kendilerine müslüman diyen güruhta kurana ters pek çok itiyadı normal ve meşru kabul ettirmiştir.

Belli miktar zaman çoğu insana her şeyi kabul ettirebilir. O kadar zaman geçmiştir ki, gayrimüslimler İslam’ı müslümanlar olarak görmüşlerdir. Müslümanların hatalı hareketleri İslam’a fatura edilmiş, tenkid fikren değil, şahsen yapılagelmiştir. İslam’a yöneltilen eleştirilerden büyük ekseriyet kadın konusundadır. Bu konulardaki eleştirilerin çoğu yerden göğe haklıdır. Ancak mesele kuran merkezli bir zemine çekildiğinde bu eleştiri oklarının hızını alamayıp hata ettiği sınırlar keşfedilebilir. Biraz somut ve müşahhas misallere geçerek meramımızı daha sıhhatli aktarmak istiyoruz.
Kadın İslam dininde pozitif ayrımcılıkla nazikliği dengelenmiş bir cinstir. Kadın ve erkek eşit değildir. Kadının üstün olduğu saha ile erkeğin hakim olduğu meziyetler birbirinden farklıdır. Bu yüzden iki cinsin net olarak birbirinden üstünlüğü mevzu-u bahsolamaz. Kuran ise erkeğin sosyal hayatta daha üstün olduğunu tespit eder(nisa, 34). Her cinsin farklı üstünlükleri ve nasipleri olduğunu da ifade eder(nisa, 32). Kadın daha hissi ve narindir. Erkek ise daha katı ve aklidir. Vücut yapıları için de erkek daha üstün ve güçlü, güzellik olarak kadın daha zarif ve süslüdür. Esas olan şey, üstün olanın bulunması değil, üstün olunan sahalarda doğru cinsin hakimiyetini kurmasıdır. Yani kadın daha sevgiye ve hislere mütemayil ise çocuk büyütmek gibi ehemmiyetli vazife ona yüklenir. Hayatın meşakkatlerine metanet göstermek için erkeğin vücudu daha sağlam ise evin geçimi için erkek görevli olmalıdır. Bunlar sadece fıtrata uygunluktur. Çatalla da yoğurt zorlanırsa yenebilir, bu misalle kadın erkek işi yapabilir, erkek de kadın görevini zorlarsa yüklenebilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken şey, bir imkansızlığın değil, ideal ölçünün tespitinin yapılıyor olmasıdır.
Erkek egemen toplumlarda şartlanmış bir muhakeme ile kadının hakları tahdid edilmiştir. Kuran da bu minvalde tahrif ve tevile maruz kalmıştır. 4 mezhebin ittifakı ile kadının şahitliği erkeğin yarısına mukabildir. Bu ise kurana uymayan uydurulmuş veya yanlış anlaşılma neticesi ortaya çıkmış bir durumdur. Kadınların şahitliğinin erkeklerin şahitliğine delil olarak gösterilecek tek ayet bakara suresi 282. ayettir. Bu ise hususi olarak yanlış yorumlanmıştır. Şimdi ise tüm delilleri zikrederek haklılığımızı ispat edelim:

1. Delil: 2 Kadının 1 Erkekten Üstün Şahitliği

 

Bakara, 282. ayette 2 müslüman erkek veya 1 erkek 2 kadının şahit olması gerektiğine dair ifadeler vardır. Ancak burada 2 kadın ve 1 erkek ile 2 erkeğin şahitliklerinin birbirine eşit olduğuna dair bir ifade yoktur. Yani tavsiye olarak kadınların daha hissen acımaya meyilli olmaları neticesiyle şahitlik ederken dayanışma yapmaları desteklenmiştir. Ayetin sonunda da “bu şahitliğin daha sağlam” olduğuna dair olan izahat bunu desteklemektedir. Yani “daha sağlam” ifadesi “sağlam”dan farklıdır. Bunun vadeleri yazmamaya atfen söylenmesi de mevzu-u bahisse de iki duruma atfen söylenmiş olduğu zikredeceğimiz diğer delillerle uyuşmasından bellidir. Öte yandan vadeleri kaydetmemek sağlam mıdır ki, kaydetmek daha sağlam olsun? Bu nükte itibariyle “2 kadın + 1 erkek” şahitliği “2 erkek şahitliği”nden daha sağlamdır. Bunun sebebi kadın ve erkeğin şahitliklerinin eşit olmasıdır.

 

2. Delil: Alt Seviye Şahitlik

 

Yolcu anında ölüm gerçekleşmesi halinde müslüman olmayanların şahitliği söz konusudur(maide, 106-107). Bunun için de erkek kadın fark etmeksizin bir şahitlik şartı vardır. Ayrıca müslüman bulunursa da bunlarda cinsiyet gözetilmeden ayette “iki güvenilir kişi” ifadesi geçmesi kadın ve erkek şahitliğinin eşit olmasına ciddi bir delildir.
“Müminler! Sizden biriniz ölüm döşeğinde vasiyet edeceği zaman içinizden güvenilir iki şahit tutsun. Eğer bir yerde yolcu iken ölüm gelip çatarsa sizden olmayan iki kişi de olabilir.”
Bir diğer husus da şahitlerin yalancı olduğu anlaşılığında ölenden hak sahibi olanların şahitliklerine devredilme durumunda cinsiyet farkı gözetilmeksizin “iki yakını”(الأَوْلَيَانِ ) ifadesinin olmasıdır. Bu sözler hesapsız ve fütursuzca söylenmemiştir. Dalgınlıkla ağızdan kaçmamıştır. Bu sebeple ilk argümana ciddi deliller teşkil etmektedirler.

“Böylesi, şahitliği gereği gibi yapmalarının en alt seviyesidir…” 

(Maide 5/108)

 

Bu ayette “ذَلِكَ أَدْنَى” ifadesi “en alt” manasında kullanılmıştır. Zira müslüman olmayan iki kişinin şahitliği “en alt seviye şahitlik”tir.
Böylelikle kuranın şahitlik mertebeleri olarak 3 seviye belirlediği ortaya çıkmaktadır;
a. 2 Kadın + 1 Erkek şahitliğine işaret ederek “daha sağlam şahitlik”
b. 2 Erkek şahitliğine atfen “tam şahitlik”
c. 2 gayrimüslim şahitliğine de “en alt seviye şahitlik” denmektedir. Bu da birbirini tamamlayan ayetlerden bize çıkarılan manaların bütünselliğini gösteren güçlü bir delildir.

 

3. Delil: Zina Şahitliği

 

Kuran’da zina ettiği iddialarına maruz kalan kadınlar açısından 4 şahit şartı aranmaktadır(nisa, 15). Buna karşın, şayet 4 şahit bulunamazsa koca karısı hakkında eminse 4 kere şahitlik eder ve yalan söylemediğine dair 1 kere yemin eder. Kadın da bu zannı üzerinden atmak için 4 defa zina etmediğine şahit olur ve 1 kere yalan söylemediğine dair yemin eder(Nur, 6-9). Görüldüğü üzere burada da kadın ve erkeğin şahitlikleri birbirine eşittir. Bu sebeple tahrif ve tevil edilen ilk ayetin manası dışında yarım şahitlik anlayışını destekleyen tek bir ayet olmadığı gibi üstelik yalanlayan bu kadar ayet vardır. Uydurma hadisler ile ayetin zıddına bir delil getirilemez. Zira kuran ayetlerine mugayir olan her hadis “mevdu” yani uydurma sınıfına girmektedir. Bu sebeple bu zina şahitliği delili zannımızca çok güçlü bir delildir.
Son olarak 4. delil de boşanma hükmündeki bazı şartlar hakkındaki şahitlikte kuranda cinsiyet belirtilmeden iki şahidin olması gerektiğini söylemesidir(talak, 2). Bu da diğer delillerle birleştiğinde kadın ve erkek şahitliğinin eşit olduğunu ispat ve izaha muktedirdir.
Netice itibariyle kadının şahitliği erkeğe eşittir. Geleneksel tabular ile dogmadan her vasfıyla ayrılan kuran karşılaştırıldığında hakikat adına ortadaki mevcudiyetin her akl-ı selim için bedahet olduğu kanaatindeyiz.
Bununla birlikte kadının miras hakkı erkeğin yarısıdır(nisa, 11). Bunun sebebi kadının ekonomik hayatta aktif bir rol oynamasına gerek olmadığıdır. Evin iç düzeni kadına ait iken, evin dış bağlantısı ve geçimi erkeğin sırtındadır(nisa, 34). Yine buna rağmen evliliğin şartından birisi kadına verilen mehir malıdır(nisa, 4). Bu para başlık parası değildir, kadının şahsi parasıdır. Bütün bu vaziyetler kadının mirastan yarım pay almasını gerektirir. Zira zaten kocasının da kendi ailesinden alacağı iki kat, aldığı mehir, evi geçindirmekteki pasiflik hakkı bu durumu izah etmektedir.

 

4. Değerlendirme

 

Geleneksel İslam algısı zikredilen sebepler neticesinde kurandan ayrılmış, herkesin kuranın emrine binaen ilmi gayret sahibi olup istişare etmesi gereken bir meselede ufak bir zümreye işi bırakarak büyük hatalara gark olmuştur (şura, 38). Bu sebeple zaman içindeki çöküş, mevcut sermayenin yenmesi sürecinde fark edilmemiştir. İslam alemi de esasen ilk birkaç yüzyıl sonrasında çökmeye başlamıştır. Bu çöküş ile dogmatizm temelli bir tanınmaz halde olan din, çokça hataları kurana rağmen muhafaza etmiş, tenkidlere maruz kalmıştır. Mesele gelenekteki çarpıklıklar bir yana bırakılarak, serinkanlı ve objektif bir tavır takınılarak Kuran temelli çözülmeye çalışılırsa çok anlaşılması kolay ve makul, makbul din bir saf su gibi ortaya çıkacaktır. Huriler Kuran terminolojisine göre cennet hizmetçileridir. Kadın ve erkeğe de verilmek üzere yeniden yaratılacak ve insandan farklı olacak cinsiyetsiz varlıklardır. Cennet kadınları ise cenneti kazanan kadınlardır, sadece bu kadınlar cinsel partner olabilir. Ayrıca kadının şahitliği meselesindeki yanlışlık 2 kadının 1 erkek yerine şahit olmasının erkeğin 2 kadına denk olduğunu zannına sebep olmasındandır. Halbuki objektif bir değerlendirme ile 1 kadının şahitliğinin 1 erkeğe göre daha az işlevsel olmasıyla birlikte seviye olarak eşit olduğu anlaşılacaktır.

 

Bir cevap yazın