İmkan Delili

Farabi, İbn Sina, Fahreddin Razi, Teftazani, Curcani gibi ünlü birçok müslüman düşünür imkan delilini Allah’ın varlığının kanıtlanmasında kullanmışlardır.
Bu delilde mümkün olan varlıkların kendi kendine var olamayacaklarının, bunları zorunlu bir varlığa muhtaç olduğunun üzerinde durulur.
Bu Evren ve canlılar gibi varlıklar ”Mümkünül vücud”, Allah ise ”Vacibul Vücud” (Zorunlu Varlık) olarak değerlendirilir.
Mümkün varlıkların varlığı, bir sebebe bağlıdır, bu varlıkların varlığı da, yokluğuda imkan dahilindedir. Mümkün varlıkların yokluğunu düşünmek bir çelişki doğurmaz. Oysa Zorunlu Varlık için durum tamamen farklıdır.
Varlığı zorunlu olan Allah’ın yokluğu düşünülemez,bu düşünüldü mü açık bir çelişki ortaya çıkar.

Hristiyan aleminde ise Leibniz gibi filozoflar, imkan delilini benzer şekilde savunmuşlardır. Leibniz ”yeter sebep ilkesi”ni merkeze alarak açıklamalarını yapar: ”Evren mümkün varlıklardan meydana gelmiştir, Evren’in kendisi de mümkündür. Tüm sebepleri sonsuza dek geri de götürsek (ki bu imkansızdır) bu yine Evren’i açıklamaz. Evren yine mümkündür ve Evren kendi dışında bulunan ‘ Yeterli bir Sebebe’ muthtaçtır. O halded Evren’i ancak Evren dışında ‘Zorunlu Bir Varlık’ yaratabilir.” Evren’in geçmişinin sonsuz olamayacağını, Evren’in bir başlangıcı olması gerektiğini, başlangıcı olanın kendi dışında bir sebebe ihtiyaç duyduğunu, sebebin ise Allah olduğunu Kindi ve Gazzali gibi İslam kelamcı ve filozofları savunmuştur. Batı felsefesinde bu yaklaşım ”Kalam Cosmological Argument” ismiyle gündemdedir. Bu yaklaşımı çok kısa bir özetle şöyle aktarabiliriz: Sebeplerin sonsuza dek geriye gittiğini söylemek ” Sonsuz geçtikten sonra biz varolduk” demektir. Oysa sonsuz, sonu olmadığı için geçilemeyen demektir, eğer bir sebep zinciri geçmişse bu onun sonlu olması demektir. Bir sebep zinciri geçip de, biz bugün varsak, bu bir ”İlk Sebep”in varlığının ispatıdır. İlk Sebep’in varlığını kavranılmaz bulanlar olabilir.
Fakat sonsuz sebep imkansızdır, imkansız olan ve kavranılmaz olan farklıdır.

Örneğin bir uzay mekiğinin yapısı bizim için kavranılmaz olabilir. Fakat uzay mekiğinin varlığını inkar edemeyiz. Oysa beş sayısının on saıyısından büyük olması imkansızdır.İmkansız olan hiçbir zaman gerçekleşmez. Aksi imkansız olduğuna göre (sonsuz sebebin geçip bu noktaya gelmemiz), ilk sebebin varlığı ( kavranılmaz kabul edenler olsa da) zorunludur.
Bizim önerimiz son asırda bulunan bilimsel bilgilerin de katkısıyla İbn Sina’dan Leibniz’e birçok düşünürün kullandığı bu yaklaşımın, yeni bilimsel verilerin katkısıyla zengileştirelerek yeniden formüler edilmesidir.
İzafiyet Teorisi ile ilgili bulgular da bu amaç için kullanılabilir. Zamanın varlığının ancak zamanın yaratılmasının açıklanmasıyla yeterli bir açıklamaya kavuşturabileceği, zaman ve zihin arasındaki uyumun ancak zaman ve zihin dışı bir ayarlayıcı ile mümkün olabileceği, zamanın da mümkün bir varlık olup Zorunlu, Mutlak bir Yaratıcıya gereksinimi olduğu imkan delili’nin açıklamalrıyla birleştirilip kullanılırsa kanaatimizce kullanışlı felsefi argümanlar elde edilecektir.

Size delillerini gösteriyor Artık Alllah’ın delillerinden hangisini inkar ediyorsunuz.

(40-Mümin Suresi 81. Ayet)

Bir cevap yazın