Baskı Yapmayın Diyen Dinin, Din Adına Baskı Yapan Mensupları

Kur’an:

 

“Siz Allah’a dininizi mi öğretiyorsunuz?”

(Hucurat Suresi 16)

 

diyorken birileri kalkıp Allah’ın indirdiği dini yeterli görmemiş ve Kur’an’da olmayan yeni haramlar ve günahlar çıkarmışlar. Allah’ın dünyevi bir ceza koymadığı kimi günahlar için, Allah’ın kurallarını çiğneyerek, sınırlarını aşarak, insanlar üzerinde baskı kurup cezalar uygulamışlar. Allah’ın verdiği hükümleri yeterli görmeyerek dinde olmayan hükümler uydurmuşlar. Demek ki Allah’ın hükmüne razı olmamış ve O’nu fazla merhametli ve yumuşak bulmuşlar!

 

İmtihan dünyasında olduğumuzu ve insanların özgür iradeleri ile başkalarına zarar vermeden günah işleme özgürlüklerinin olduğunu kabul etmeyerek akıllarınca insanların günaha girmelerine engel oluyorlar. Böyle olunca da riyakâr oluyor insanlar. Baskı sebebiyle dindar ama gerçekte dinsiz hatta belki de ateist. İran, Afganistan ve Suudi Arabistan bu konuda çarpıcı örnekler diyebiliriz. Bu ülkelerde dini gereklilikleri yerine getirmeme, dilediği gibi giyinememe ya da kendi içinde günah işleme özgürlükleri ellerinden alınan kimi insanlar, ya ülkelerinin içinde gizlice ya da ülkelerinden dışarı çıktıklarında açık bir şekilde diledikleri gibi davranabiliyor ve hatta her türlü günaha kolayca girebiliyorlar.

 

Bugün maalesef bir yandan farklı inanç ve kültür sistemlerinin altında varlık mücadelesi veren Müslümanlar, namaz kılıp oruç tuttukları için türlü işkence ve hakaretlere maruz kalmakta ve hatta zorla su içirilerek oruç tutmalarına engel olunmaktadır. Öte yandan kimi kendini bilmez sözüm ona Müslüman gruplar da oruç tutup namaz kılmadıkları bahanesi ile Müslümanlara işkence edip öldürmektedirler. Her iki durumda da baskı ve zorlama yapanlar, bunun hesabını Allah’a nasıl verecekler?

 

Kur’an’da ibadet etmeyenlere hatta Allah’ı inkâr edenlere dahi baskı kurmak ya da onları ibadete zorlamak, yapmayanları ise cezalandırmakla ilgili tek bir ifade yer almaz. Onların hesabı Allah’a kalmıştır. Kulları hakkındaki hükmü yalnız Allah verecektir. Varsa bir cezaları onu ahirette çekeceklerdir. Peki, Kur’an’da emredilmemiş bir şeyi uygulayan ve üstelik bunu din adına yaptığını iddia eden biri Müslüman olabilir mi? Kur’an’da açıkça peygamberimize uyarıda bulunulur:

 

“Rabbin isteseydi, yeryüzündekilerin hepsi mutlaka inanırdı. O halde sen mi insanları inanmaları için zorlayacaksın?”

(Yunus Suresi 99).

 

Allah Tarafından Bildirilen, İnsanlar Tarafından Bindirilen

 

Allah’ın vahyettiği aynı zamanda bize yüklediği sorumluluktur. Bu yük yaratılışımıza uygun olandır. Hem ruhumuz hem de bedenimiz için özel dikim ısmarlama bir elbise gibi üzerimize tam olur. Ancak Allah adına insanlar tarafından uydurulanlar, insanın hem ruhunu hem de belini büker. Altından kalkılamaz yükler ile bizi ezer. Biz insanlar tarafından bindirilen yüklerin altında ezilirken, Allah tarafından yüklenen sorumluluğu gerektiği gibi taşıyamayız. Hele ki insanlar tarafından bindirilen yükleri, Allah tarafından bildirilen yükler ile karıştırıp bir de bunu başkalarına da yüklersek, işte o zaman bunun vebalini hiçbir türlü taşıyamayız.

 

Allah, insan yaratılışına uygun şekilde bildirir. İnsanlar ise insan yaratılışını hiçe sayarak Allah adına, insanlar üzerine ağır yükler bindirir. İnsan için esas olan başkaları tarafından uydurularak üzerlerine bindirilen değil, Allah tarafından bildirilendir. İndirilen din bildirilendir, uydurulan din ise bindirilen. İnsanların bindirdiği yüklerden kurtulmadıkça Allah’ın bildirdiği yükü gerektiği gibi taşıyamayız. Din adına bildiğimiz ne varsa hepsini unutarak Rabbimizin sözlerinden başka bize ışık tutacak doğruluk olmadığını anlamamız gerekir.

 

Bugün Müslümanların en fazla ihtiyaç duyduğu şey, akıl, ahlak ve ihlas ile temellenmiş saf bir iman. Kur’an rehber olmadan buna ulaşmak mümkün olmayacak. Din Allah’ın dini ama o dine inananlar, Allah’ın indirdiği kitabı yeterli bulmuyorlar. Müslümanlar olarak bize düşen, gaflet uykumuzdan uyanarak Kur’an’ı rehber edinmek ve İslam dini hakkındaki tüm ezberleri Kur’an ile düzeltmektir. Rabbimiz boşuna söylemiyor:

 

“…Karşılarında okunup duran bir kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan bir toplum için elbette ki bir rahmet ve bir öğüt vardır…”

(Ankebut Suresi 51).

 

Allah’ın Kolaylaştırdığını İnsanlar Zorlaştırır

 

Allah daha ne kadar kolaylaştıracak işimizi? Hem bizi vahyi ile şereflendiriyor, hem vahyini apaçık kılarak onu kolayca anlayıp kavramamızı sağlıyor, hem de hesap günü ondan sorumlu tutulacağımızı önceden haber vererek vahye sımsıkı sarılmamızı söylüyor. Gidin kendi kendinize iyinin ne olduğunu bulun ve iyi olun demiyor. Elimize, bizi gerçek anlamda iyi edecek reçeteyi veriyor. Gerçekten Rabbimiz çok büyük rahmet sahibidir.

 

Hepimiz konuşurken anlaşılmak ister ve ona göre konuşuruz. Peki, biz anlaşılmak istiyorken Allah anlaşılmak istemez mi? Allah kullarına anlaşılmaz bir kitap gönderir mi? Anlaşılmayacak bir kitabın gönderilmesinin ne sebebi olabilir ki? Aksine Allah sözün en güzelini en güzel şekilde ifade eder. Anlaşılmaz olan Allah’ın Kitab’ı değil insanların bilmedikleri kitap hakkındaki yargılarıdır. Allah bizleri muhatap alıp kitap göndermişken, bir Müslüman’ın Kur’an’ı hiç okumadan, anlamadan, yaşamadan ölmesi, Allah’a karşı yapılan çok büyük bir ayıp, kendisi için de çok büyük bir kayıptır. Maalesef Kur’an ile kurduğumuz ilişki son derece içler acısıdır.

Mehmet Akif’ten alıntılanan mısralar durumu özetliyor:

 

“Çünkü biz bilmiyoruz dini, evet bilseydik, çare yok gösteremezdik bu kadar sersemlik…

İbret olmaz bize, her gün okuruz ezber de!

Yoksa bir maksat aranmaz mı bu ayetlerde?

Lafzı muhkem yalnız, anlaşılan, Kur’an’ın: Çünkü kaydında değil, hiçbirimiz mananın:

Ya açar Nazm-ı Celîl’in, bakarız yaprağına yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına.

İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin, ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için!”

 

Kaynak: Allah’a Öğretilen Din – Emre Dorman 

Bir cevap yazın